DİYARBAKIR (AA) - MEHMET SIDDIK KAYA - Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremlerde Diyarbakır'da yıkılan Yoldaş Apartmanı'nın enkazında evlatlarını kaybeden anneler, çocuklarını özlemle yad ediyor.

"Asrın felaketi" olarak nitelendirilen Kahramanmaraş merkezli 11 ili etkileyen depremlerde Diyarbakır'da yıkılan binalardan biri de merkez Bağlar ilçesindeki Yoldaş Apartmanı oldu.

Enkaz altında kalarak hayatını kaybeden 60 kişi arasında 8. katta oturan ve birbirlerine kapı komşusu olan 12 yaşındaki Rüzgar Taş ve 23 yaşındaki Murat Cengiz de yer alıyor.

Depremde evlatlarını yitiren anneler, çocuklarının kabrini sık sık ziyaret ediyor, onlardan geriye kalan birkaç parça eşya ve fotoğraf ile teselli bulmaya, dinmeyen bir yürek acısıyla yaşama tutunmaya çalışıyor.

- Depremde 8 kişilik ailesini kurtardı, kendisi öldü

Yaşadıkları binanın enkazında oğlu Rüzgar'ı kaybeden anne Nebahat Taş, AA muhabirine, oğlunu çok özlediğini söyledi.

Kaybettiği evladının fotoğrafına bakarak duygulu anlar yaşayan acılı anne Taş, deprem esnasında uyuduklarını, oğlu Rüzgar'ın kendisini, babası Halim Taş'ı ve 2'si kız 6 kardeşini uyandırarak kurtulmalarını sağladığını belirtti.

5 çocuğunun binadan çıkıp bölgeden uzaklaşmayı başardığını, kendisi ve eşi ile Rüzgar ve ablasının çıkmaya çalıştıkları esnada yıkılan binanın altında kaldıklarını anlatan Taş, eşi Halim Taş ve kızı ile enkazdan yaralı kurtarıldıklarını, Rüzgar'ın ise cansız bedenine ulaşıldığını kaydetti.

Taş, "O gece oğlumla el ele göz gözeydik. Deprem olduğu esnada babasını, bizleri uyandırdı. Salonda el eleydik. Korkudan bağırmaya başladım. Oğlum bana 'Anne boşuna bağırıyorsun. Korkma ama birazdan öleceğiz.' dedi. Deprem esnasında kendini kaybetmişti ne yaptığını bilmiyordu. O korkuyla ve panikle onu giydirdim. Hızlı bir şekilde aşağıya indiğimiz esnada bir daha onu görmedim. Bir saniye dahi olsa aklımdan çıkmıyor. O bizim kahramanımızdı. Bizi uyandırmasaydı belki biz de şu an hayatta değildik. Oğlum hepimiz için kendini feda etti. Bir anne olarak oğlumla gurur duyuyorum." ifadelerini kullandı.

- "Onu gözümden bile sakınıyordum"

Evlerinde tavanların rutubetli olduğunu belirten Taş, oğlunun her zaman evi değiştirmek istediğini söyledi.

Her cuma günü oğlunun mezarını ziyaret ettiğini anlatan Taş, "Bazen haftada 2-3 defa mezarına gidiyorum. Mezarına gittiğimde onunla konuşuyorum. Nefes alıyorum, rahatlıyorum. Oğlum benim için çok kıymetliydi. Onu gözümden bile sakınıyordum. Onun yokluğu çok zor. Yoldaş Apartmanı'ndaki bütün komşularım o gece aynı acıları yaşadık. Hüzünlerimiz aynı. Aynı acıları ilk gün gibi birlikte yaşıyoruz." dedi.

- "Oğlumun bir tişörtü var onu kokluyor, hasret gideriyorum"

Anne Makbule Cengiz ise depremde eşi Ali ve oğlu Murat'ı kaybetti.

Cengiz, o gece evde eşi Ali, oğulları Murat, Osman ve Mehmet, kızı Nazan ile bir arada olduklarını söyledi.

"Bir Zamanlar Siirt" Fotoğraf Sergisi açıldı "Bir Zamanlar Siirt" Fotoğraf Sergisi açıldı

Deprem esnasında çok büyük bir gürültüyle uyandıklarını ifade eden Cengiz, eşi ve çocuklarıyla hızla binadan çıkmaya çalıştıklarını belirtti.

Cengiz, binanın çökmesi sonucu eşi, iki oğlu ve kızı ile enkaz altında kaldığını anlatarak, oğlu Mehmet ve kızı Nazan'ın binadan çıkmayı başardığını söyledi.

Kendisinin 4 saat, oğlu Osman'ın ise 11 saat sonra enkazdan yaralı kurtarıldığını belirten Cengiz, eşinin ve askerden yeni gelen oğlu Murat'ın bir gün sonra cansız bedenlerine ulaşıldığını ifade etti.

Oğlu Osman'ın kolunu kaybettiğini belirten Cengiz, "O gece misafirlikteydim. Eve gelince oğlum Murat acıktığını söyledi. Yemek hazırladım, yediler. Sohbet ettik, eğlendik. Deprem oldu. Hastaneye götürüldüğümde ailemden kimsenin kalmadığını düşündüm. Sonra duydum olanları." dedi.

Oğluna büyük bir özlem duyduğunu ifade eden Cengiz, oğlu için yaşadığı acının hiç dinmediğini kaydetti.

Haftanın 2-3 günü mezarlığa gittiğini dile getiren Cengiz, şunları söyledi:

"Murat askerden gelmişti, evlendirmek istedim, evlendiremedim. O hasret bende kaldı. Oğlumun bir tişörtü var, onu kokluyor, hasret gideriyorum. Eşim ve oğlumun fotoğrafları her zaman gözümün önünde. Uyuduğumda onlara 'iyi geceler', uyandığımda onlara 'günaydın' diyorum."