Batı merkezli yaklaşımların kadını korumaktan ziyade "metalaştırdığını" savunan Coşkun, dünyayı sarsan skandallar karşısındaki sessizliğe dikkat çekti.
"Küresel Sistem Çifte Standart Uyguluyor"
Şenay Coşkun, kadın hakları konusunda yükselen seslerin samimiyet sınavında başarısız olduğunu ifade ederek şu çarpıcı soruları yöneltti:
-
Epstein Adası Skandalı: "Küçücük kız çocuklarına yapılan vahşiyane duruma karşı bu çevrelerden tek bir tepki duyan oldu mu?"
-
Gazze ve İran: "Gazze’de anneler çocuklarıyla bombalar altında can verirken, İran’da kız çocukları katledilirken sessiz kalanların derdi hak ve hukuk olamaz."
Coşkun, bu olaylara sessiz kalarak sadece belirli bir ideoloji üzerinden "hak" savunuculuğu yapanların asıl niyetinin toplumu kandırmak olduğunu öne sürdü.
"Kadın Ekran Yüzü ve Tüketim Malzemesi Yapılıyor"
Kapitalist sistemin kadına bakış açısını sert bir dille eleştiren Coşkun, kadının bir "meta" (ticari mal) haline getirildiğini belirtti:
"Kadını sadece cinsiyeti üzerinden değerlendiren, onu bir reklam unsuru veya ekran yüzü olarak metalaştıran her türlü yaklaşım kadının onuruna saldırıdır. Kadın, kapitalizmin tüketim malzemesi değil, toplumun saygın bir öznesidir."
Çözüm: "Adalet ve Merhamet"
Gerçek kadın haklarının Kur’an ve sünnet rehberliğinde şekillenmesi gerektiğini savunan Coşkun, İslam’ın kadına verdiği değerin modern sistemlerden çok daha üstün olduğunu vurguladı. 8 Mart’ın, kadının öz değeri hakkında gerçek bir farkındalığa ve küresel bir vicdan uyanışına vesile olmasını temenni ederek mesajını tamamladı.




