2024 yılının Eylül ayında Ümraniye’deki genel merkez önünde siyah balonlarla gökyüzüne bırakılan çığlıklar, 2026 yılına gelindiğinde hala hukuk koridorlarında yankılanıyor.

Katılımevim ve Atış Yapı ortaklığına güvenerek birikimlerini toprağa gömen vatandaşlar, aradan geçen yaklaşık iki yıla rağmen "ayrıcalık değil, sadece hakkımızı istiyoruz" duruşundan taviz vermiyor.

Sadiye Dinç’in önderliğinde hafızalara kazınan o büyük protesto, bugün gelinen noktada hukuki bir referans kaynağına dönüştü. Satış ofislerinde yan yana duran flamaların, kriz anında nasıl birer birer toplandığını tanıklıklarıyla anlatan mağdurlar; kurulan o "güven köprüsünün" aslında çoktan yıkılmış olduğunu bugün acı bir tecrübeyle savunuyor.

Katilimevim Dosyasinda Dugum Coz

2026’da Cevapsız Kalan Sorular: Tapular Nerede?

Olayın fitilini ateşleyen "bir cepten alıp diğer cebe koyma" iddiaları, 2026 yılındaki mahkeme dosyalarının da ana temasını oluşturuyor.

Demir Parmaklıklar Ardındaki İBB Spor Başkanı: Fatih Keleş Dosyasında İddialar Havada Uçuşuyor
Demir Parmaklıklar Ardındaki İBB Spor Başkanı: Fatih Keleş Dosyasında İddialar Havada Uçuşuyor
İçeriği Görüntüle

Atış Yapı’nın konkordato sürecine girmesinden hemen önce projenin Katılımevim’e devredilmesi, hak sahipleri tarafından hala "hukukun kötü niyetli kullanımı" olarak nitelendiriliyor.

Milyonlarca dolarlık ödemelerin hangi ticari gerekçeyle yapıldığı ve neden mağdurların bu süreçte tamamen devre dışı bırakıldığı sorusu, bugün hala şeffaf bir yanıta muhtaç.

Katilimevim Dosyasinda Dugum Cozulmuyor Bursadan Istanbula Uzanan Hak Arayisi3

Adalet Bekleyişi Meydanlardan Mahkemelere Taşındı

Bir dönem sokakları dolduran, balonlar uçuran ve pankartlarla sesini duyuran işçi, emekli ve ev hanımlarından oluşan o geniş kitle, şimdi gözünü adli makamlardan gelecek nihai karara dikmiş durumda.

TMSF’nin de adının karıştığı bu karmaşık mülkiyet yapısında, ödemelerini kuruşu kuruşuna yapan hak sahipleri; ne iade edilen bir bedel ne de ellerinde bir tapu olmamasının vicdani çöküşünü yaşıyor.

Bursa’nın kalbindeki o arazi şimdilik sadece bir inşaat alanı değil, aynı zamanda Türkiye’nin en çok konuşulan "hak arama" sembollerinden biri olarak duruyor.