"Terörsüz Türkiye" hedefinin bir temenni değil, somut bir devlet projesi olduğunu vurgulayan Bahçeli, toplumsal barışın tesisi için risk almaktan çekinmediğini bir kez daha kanıtladı.
Konuşmasının son bölümlerinde kullandığı ifadeler, Ankara koridorlarında ve kamuoyunda büyük bir şaşkınlık ve merak uyandırdı.

Üç Kritik İsim, Tek Kararlılık: "Geri Dönüş" Mesajı
Bahçeli, konuşmasında doğrudan isim zikrederek çözümün ve huzurun anahtarını şu sözlerle tarif etti: "Anadolu huzura, Öcalan umuda, Ahmetler makama ve Demirtaş yuvasına dönünceye kadar kararımız nettir."
Bu ifadelerle MHP lideri, sadece bir niyet beyanında bulunmadı; aynı zamanda görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, cezaevinde bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve PKK'nın kurucusu Abdullah Öcalan üzerinden çok katmanlı bir sürecin işaretini verdi.
Özellikle Ahmet Türk ismi üzerinden verilen "makama dönüş" mesajı, kayyum atamaları ve yerel yönetimlerdeki temsil kriziyle ilgili yeni bir dönemin kapısını aralarken; Demirtaş için kullanılan "yuva" vurgusu, yargı süreçlerinde insani ve siyasi bir çözümün masada olduğu izlenimini güçlendirdi.
"Dönen Dönsün Yolundan, Ben Dönmezem"
Bahçeli, başlattığı bu sürecin bir taviz değil, devletin bekası için atılmış stratejik bir adım olduğunu Pir Sultan Abdal'ın sözleriyle mühürledi.
Suriye’de yaşanan harita değişikliklerini ve oradaki Kürt yapılarının Şam yönetimiyle entegrasyon çabalarını "beklenen gaye" olarak nitelendiren Bahçeli, Türkiye içindeki provokasyonlara karşı da "sağduyu" çağrısı yaptı.
Öcalan’ın 27 Şubat’tan bu yana verdiği sözleri tuttuğunu ve örgütün silah bırakma noktasına geldiğini belirten MHP lideri; buna karşılık devletin de bu sürece saygı ve çözüm odaklı yaklaşması gerektiğini savundu.
Bu radikal duruş, Cumhur İttifakı'nın Türkiye Yüzyılı'nda iç cepheyi tahkim etme hamlesi olarak yorumlandı.





