İddiaya göre hasta, gebelik süresince önerilen ikili ve üçlü tarama testlerini kendi özgür iradesiyle yaptırmak istemedi.
Hekim ise bu durumu titizlikle takip ederek; hastanın her ret cevabını, tarih ve saat vererek hem hastane kayıtlarına hem de Sağlık Bakanlığı’nın veri sistemine işledi.
Ancak bebek Down sendromlu olarak dünyaya gelince, anne "yeterli bilgilendirme yapılmadı" diyerek soluğu mahkemede aldı.
Bilirkişi Raporları Çöpe mi Atıldı?
Dava sürecinde hazırlanan bilirkişi raporları, hekimin tüm tıbbi prosedürleri uyguladığını ve hastanın "test istemiyorum" beyanının dijital ortamda açıkça ispatlandığını vurgulayarak "hekim kusursuzdur" görüşünü bildirdi.
Ancak yerel mahkeme, bu raporları ve dijital delilleri dikkate almayarak, doktoru astronomik bir tazminat ödemeye mahkûm etti.
Milyonluk Faturanın İçeriği: Mahkeme; 43,7 milyon TL maddi, 225 bin TL manevi tazminatın yanı sıra, 3 milyon TL harç ve 1,6 milyon TL yargılama gideriyle birlikte toplamda 77 milyon 482 bin 262 TL ödenmesine hükmetti.
Faizlerle birlikte bu rakamın çok daha devasa bir boyuta ulaşacağı öngörülüyor.

"Savunmacı Tıp" Tehlikesi Kapıda
Kararın ardından açıklama yapan HEKİMSEN, bu durumun hekimleri "korkuyla çalışmaya" iteceği uyarısında bulundu.
Sendika, "Bu karar, hastanın kendi isteğine saygı duyan doktoru suçlu ilan etmektir. Artık hekimler hastanın sözüne güvenemeyecek ve ileride suçlanmamak için sisteme binlerce gereksiz tetkik yükleyecektir" dedi.
Tıbbi kayıtların hukuki geçerliliğinin tartışıldığı bu tarihi davada dosya şimdi istinaf mahkemesinde.
Çıkacak sonuç, Türkiye’deki tüm kadın doğum süreçlerini ve hasta-doktor ilişkisini kökten değiştirebilir.




