İş insanı Aziz İhsan Aktaş’ın merkezinde bulunduğu iddia edilen suç örgütüne yönelik yargılamada, belediye ihalelerine fesat karıştırmaktan rüşvet çarkına kadar çok sayıda ağır suçlama masaya yatırılıyor.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 578 sayfalık kapsamlı iddianame, kamu kaynaklarının nasıl sistematik bir şekilde usulsüzlüğe alet edildiğini gözler önüne seriyor.

Geniş Sanık Yelpazesi ve Tutuklu Başkanlar
Davanın en dikkat çekici yanı, yargılanan 200 sanık arasında Türkiye’nin önemli belediyelerinin yönetim kadrolarının bulunması.
İddianamede, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat, Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar gibi isimlerin rüşvet ve ihale süreçlerini organize etme suçlamalarıyla hakim karşısına çıktığı görülüyor.
Sanıkların 40’ı tutuklu olarak Silivri’de yargılanırken, örgüt lideri olduğu öne sürülen Aziz İhsan Aktaş’ın "etkin pişmanlık" hükümlerinden faydalanarak verdiği itiraflar nedeniyle tutuksuz yargılanması, davanın seyrini değiştiren en önemli detaylar arasında yer alıyor.

Suçlamaların Boyutu ve Rekor Hapis Talepleri
Yargılama süreci boyunca sanıklara yöneltilen suçlamalar, kamu kurumlarını zarara uğratacak devasa bir yapıyı tarif ediyor.
İddianamede; suç işlemek amacıyla örgüt kurma, 42 farklı ihaleye fesat karıştırma, resmi ve özel belgede sahtecilik, rüşvet alma-verme ve suçtan kaynaklanan mal varlığını aklama gibi maddeler sıralanıyor.
Savcılık, Aziz İhsan Aktaş için 450 yıla kadar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat için ise 337 yıla kadar hapis cezası talep ediyor.
Öte yandan, Aktaş’ın sahibi olduğu Bilginay ve İçkale gibi şirketler aracılığıyla akaryakıttan lojistiğe kadar geniş bir yelpazede kamu ihalelerini yönlendirdiği, bu kapsamda 23 şirketine TMSF tarafından kayyum atandığı biliniyor.
Mahkeme Salonunda Sıkı Güvenlik ve Basın Takibi
İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüttüğü bu devasa davada, duruşma salonuna girişler özel kartlarla sağlanırken bölgede yoğun güvenlik önlemleri alındı.
Yer darlığı nedeniyle sadece sınırlı sayıda ulusal ve yabancı basın mensubunun takip edebildiği yargılama süreci, yaklaşık bir ay boyunca kesintisiz devam edecek.
Kamuoyunun büyük bir merakla beklediği bu dava, hem yerel yönetimlerin şeffaflığı hem de kamu ihalelerindeki denetim mekanizmalarının geleceği açısından tarihi bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.





