Tahran Büyük Çarşı’da esnafın kepenk kapatmasıyla sokağa taşan öfke, aradan geçen 17 günde 12’si çocuk olmak üzere tam 2 bin 550 kişinin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı.
Ankara, binlerce yaralı ve 18 bini aşkın gözaltının olduğu bu ağır tablo karşısında "kırmızı hat" diplomasisini en üst seviyeye çıkarırken; kriz, Washington, Pekin ve Ankara hattında dev bir jeopolitik kör düğüme evrildi.

Diplomasi Trafiğinde "Türkiye" Rotası Ve Trump’ın Tehditleri
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın, İranlı mevkidaşı Abbas Arakçi ile 24 saat içinde gerçekleştirdiği kritik telefon görüşmeleri, bölgedeki yangına su serpmeyi hedefliyor.
Ancak ABD kanadından gelen açıklamalar tansiyonu düşürmek bir yana, ateşe körükle gidiyor.
Başkan Trump, protestocuları "kurumları ele geçirmeye" çağırırken, olası idam infazları durumunda "çok sert askeri önlemlerin" masada olduğunu duyurdu.
ABD’nin Tahran Büyükelçiliği ise vatandaşlarına "İran’ı derhal terk edin" talimatı vererek, güvenli tahliye yolu olarak Türkiye ve Ermenistan sınırlarını işaret etti.
Bu durum, sınır hattımızda oluşabilecek yeni bir hareketliliğin de sinyallerini verdi.
Pekin’den Washington’a Sert Fren: "Müdahaleye İzin Vermeyiz"
Krizin küresel boyutu, Çin’in devreye girmesiyle yeni bir safhaya taşındı.
Trump’ın müdahale sinyallerine Pekin’den "jet" hızıyla yanıt geldi. Çin Dışişleri Bakanlığı, İran’ın iç işlerine yönelik dışarıdan her türlü müdahaleye karşı olduklarını belirterek, uluslararası ilişkilerde güç kullanımını desteklemediklerini ilan etti.
Bu restleşme, Ortadoğu’daki yerel bir isyanın bir anda küresel güçlerin satranç tahtasına dönüşmesine neden olurken; Rusya-Çin ekseninin Tahran’ın arkasında hizalanması, Washington’ın manevra alanını daraltıyor.

Sokaklarda 300 Yıllık Türk Mührü: Aslan Ve Güneşin Sırrı
Siyasetin ve silahların gölgesinde kalan en çarpıcı detay ise, protestocuların ellerinde yükselen tarihi "Aslan ve Güneş" (Şîr ü Hûrşîd) figürlü bayraklar oldu.
Bugün 1979 öncesi Şah döneminin bir simgesi olarak lanse edilse de bu sancak, aslında İran coğrafyasına yüzyıllarca hükmeden Safevi ve Kaçar Türk devletlerinin öz mirasıdır.
1501’den bu yana süregelen bu Türk mührü, bugün meydanlarda hem rejim karşıtlığının hem de tarihsel bir kimlik arayışının sembolü haline gelmiş durumda.
17 gündür internetin karartıldığı ülkede, asırlık Türk sembollerinin yeniden canlanması, sosyolojik bir başkaldırının en net belgesi olarak okunuyor.





