Yağmur altında kalan Vali Ekrem Canalp’in görüntüleri tartışıldı. Mustafa Toprak, birkaç saniyelik kadrajın dışına çıkıp Batman’a bakıyor.

Yağmur bizde yalnızca yağmur değildir.

Rahmettir, berekettir, rızıktır.

Çocukluğumuzda Batman’a yağmur yağdığında toprağın kokusu sokağa yayılır, büyüklerimiz gökyüzüne bakıp “Rahmet yağıyor, bereket yağıyor” derdi.

Çünkü yağmur yalnız düştüğü yeri ıslatmaz.

Ardında bıraktığıyla anlam kazanır.

Geçtiğimiz günlerde Batman’a da yağmur yağdı.

Bir emekli lokali programında Vali Ekrem Canalp de vatandaş da gazeteci de yağmurun altında kaldı.

Valiliğin açıklamasına göre program başladığında yağmur yoktu. Sağanak sonradan bastırdı. Herkese yetecek kadar şemsiye bulunmadığını gören Canalp, kendisine ayrıcalık yapılmasını istemedi.

Valiliğin ifadesiyle:

“Herkese yoksa bize de yok.”

Sonra görüntüler yayıldı.

Ve tartışma başladı.

Ben O Gün Yazmadım

O gün yazmadım.

Ertesi gün de yazmadım.

Bilerek bekledim.

Çünkü bazen gazetecinin ilk sözü söylemeden önce şehri dinlemesi gerekir.

Birkaç gün boyunca esnafla, gazeteci arkadaşlarımla ve karşılaştığım Batmanlılarla konuştum.

Elbette bütün Batman adına konuşamam.

Ama konuştuğum insanların önemli bölümünde benzer bir duygu vardı:

Kimse eleştiriye karşı değildi.

İtiraz, eleştirinin ölçüsüneydi.

Bir fotoğrafa bakıp yağmuru görebilirsiniz.

Şemsiyeyi görebilirsiniz.

Kamerayı görebilirsiniz.

Ama bazen nereden baktığınız değil, ne gördüğünüz önemlidir.

Ben o görüntüde biraz daha geriye çekilip Batman’a bakmayı tercih ediyorum.

Batman geçmişte şehri daha çok makamından yönetmeyi tercih eden valiler de gördü.

Vatandaşın ayağına gitmek yerine vatandaşın kendisine gelmesini bekleyen yöneticiler de...

Bu şehrin hafızası bunları unutmadı.

Beraber Islandik Biz Bu Yagmurda 1

Bu nedenle makamından şehri seyretmek yerine köyüne, mahallesine, şantiyesine giden; kar, kış, yağmur, çamur demeden sahada olan bir yöneticiyi değerlendirirken hakkaniyet terazisini elimizden bırakmamalıyız.

Valiliğin açıklamasında benim dikkatimi çeken asıl şey şemsiye değildi.

Şu cümleydi:

“Yağmurda, karda, 44 derece sıcakta sahada olduk; Batman’ın 419 köyünü ziyaret ettik.”

Bu, Valiliğin kendi açıklaması.

Ama üzerinde durmaya değer.

Makamından çıkmayanı eleştiriyorsak, sahaya çıkanın birkaç dakikalık yağmur görüntüsüne de başka anlamlar yüklememeliyiz.

Sahada olmak hiç kimseyi eleştiriden muaf tutmaz.

Ama eleştirinin de hakkaniyeti olmalı.

Kadrajın Dışında Kalan Batman

Yağmur altında çekilen birkaç saniyelik görüntünün ulusal basında bu kadar kolay yer bulduğunu görünce insan ister istemez soruyor:

Batman’ın hangi derdi aynı ilgiyle gündeme getirildi?

Bu şehrin istihdam arayışı?

Sanayileşme çabası?

Trafiği?

Gençlerin gelecek beklentisi?

Elbette ulusal basının görevi Batman’ı övmek değildir.

Eleştirecek.

Sorgulayacak.

Gerektiğinde en sert soruyu da soracak.

Ama gazetecilik birkaç saniyelik görüntüyü görmekse, o görüntünün arkasındaki şehri görmek de gazeteciliktir.

Çünkü Batman yalnız yağmur altında ıslanan bir valinin görüntüsünden ibaret değil.

Bugün yedi bölgede uydu kentlerin planlandığı; yeni OSB’lerin, lojistik merkezlerin, üretim alanlarının ve yeni yolların konuşulduğu bir Batman var.

Büyükşehir ölçeğine doğru yürüyen bir şehir var.

Bazen geleceğin ilmeği bir yol oluyor.

Bazen OSB.

Bazen lojistik merkez.

Bazen uydu kent.

Bazen de yıllarca çalışmış insanların oturup iki bardak çay içebileceği bir emekli lokali.

Batman ilmek ilmek büyüyor.

Bunları yazmak, Ekrem Canalp’in yaptığı her şeyi doğru bulduğumuz anlamına gelmez.

Trafiği de yazarız.

Mahallenin sorununu da.

Geciken yatırımı da vatandaşın şikâyetini de.

Bugün hakkını teslim ettiğimiz bir yöneticiyi yarın bir eksik nedeniyle eleştirmek çelişki değildir.

Gazetecilik biraz da budur.

Eleştiri olacak.

Hakkaniyet de olacak.

Ölçümüz ise Batman olacak.

Beraber Islandık

Çocukken büyüklerimiz yağmura bereket derdi.

Yıllar geçti.

Biz büyüdük.

Batman büyüdü.

Şehir dediğimiz biraz da ortak bir hikâyedir.

Aynı yollardan geçeriz.

Aynı sıcakta terleriz.

Aynı yağmurda ıslanırız.

O gün Vali de ıslandı.

Vatandaş da...

Gazeteci de...

Beraber ıslandık biz bu yağmurda.

Şimdi yağmur dindi.

Tartışmalar da dinecek.

Ama yağmurun bereketi, düştüğü yerde bıraktığı izle ölçülür.

Çünkü mesele bir kişiyi savunmak değil.

Mesele Batman.

Ve şimdi sorulması gereken asıl soru şu:

Bu yağmurdan sonra bu şehirde ne yeşerecek?