Batman’da yaşanan ve hepimizi derinden yaralayan Asri Mezarlık’taki acı olayın üzerinden yaklaşık on gün geçti.
Zaman akıp gidiyor ancak yükselen feryatlar, yalnızca giden canların değil; aramızdaki kardeşlik bağlarının ne denli hassas bir iplikle bağlı olduğunun acı bir çığlığı olarak zihnimizde çınlamaya devam ediyor.
Kardeş kucağı olması gereken bir coğrafyada, fitne rüzgârlarının tutuşturduğu küçük bir fısıltı çalı çırpıyı aşmış, ne yazık ki koca bir ormanı yakmıştır.
Evet, olayın yaşandığı ilk günlerde ilimizde öfke, üzüntü ve şaşkınlık hâkimdi.
Bugün ise biraz daha sakin bir zeminde, yaşananları ve toplumda oluşan kaygıları anlamaya çalışmanın zamanıdır.
Bu yazının amacı kimseyi suçlamak ya da herhangi bir tarafı haklı göstermek değildir.
Amaç; yaşanan acının ardından Batman'ın geleceği adına hangi dersleri çıkarmamız gerektiğini konuşmaktır.
Çünkü toprağa verdiğimiz her canla birlikte yalnızca bir insanı değil; bir ailenin geleceğini, bir annenin umudunu, bir babanın hayalini ve toplumun ortak huzurunu da kaybediyoruz.
Bir Acıdan Daha Fazlası
Batman Asri Mezarlığı'nda yükselen ağıtlar sadece birkaç ailenin değil, bütün bir şehrin vicdanında yankılandı.
Bir tarafta hayatını kaybeden canlar...
Diğer tarafta geride kalan anneler, babalar, eşler ve çocuklar...
Olayın hukuki boyutu elbette yargının konusudur.
Ancak toplum olarak üzerinde düşünmemiz gereken başka bir mesele daha var:
Bu tür husumetler büyümeden önce neden yeterince önlenemiyor?
Bir anlaşmazlık nasıl oluyor da geri dönüşü olmayan noktalara kadar ulaşabiliyor?
Belki de artık yalnızca yaşanan olayları konuşmak yerine, bu olayların tekrar yaşanmaması için hangi mekanizmaların kurulması gerektiğini tartışmalıyız.
Fitnenin Bedelini Hepimiz Ödüyoruz
Bölgemizde yıllardır birçok olayın ortak bir özelliği dikkat çekiyor.
İlk anlaşmazlık çoğu zaman tek başına büyük bir çatışma doğurmuyor.
Ancak zamanla devreye giren dedikodular, yanlış bilgilendirmeler, öfkeyi büyüten söylemler ve taraflar arasındaki iletişim kopukluğu süreci daha da ağırlaştırabiliyor.
Kur'an-ı Kerim'de:
"Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin." (Hucurât Suresi, 10)
buyruluyor.
Bu nedenle mesele yalnızca adli süreçler değildir.
Aynı zamanda toplumsal sorumluluk meselesidir.
Bir husumet büyüdüğünde sadece iki aile zarar görmez.
Bütün şehir zarar görür.
Batman'ın Önünde Duran Soru
Belki de bugün kendimize şu soruyu sormalıyız:
Batman'da aileler arasındaki anlaşmazlıklar, husumetler ve toplumsal gerilimler büyümeden önce devreye girecek kalıcı bir mekanizmamız var mı?
Zaman zaman kanaat önderleri, din alimleri, sivil toplum temsilcileri ve aile büyükleri bireysel girişimlerde bulunuyor.
Bu çabalar kıymetlidir.
Ancak çoğu zaman kişilere bağlı kalıyor.
Oysa ihtiyaç duyulan şey, kişilere değil kurumsal yapılara dayalı sürdürülebilir bir modeldir.
Özellikle akrabalık bağlarının, aşiret ilişkilerinin ve komşuluk kültürünün hâlâ güçlü olduğu Batman gibi şehirlerde, toplumsal sulh mekanizmalarının daha kurumsal hale gelmesi gerektiği açıktır.
Başarılı Örnekler Var
Aslında bölgemizde bunun mümkün olduğunu gösteren örnekler de bulunuyor.
HÜDA PAR Batman İl Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren Sulh ve Uzlaşı Komisyonu'nun 2025 yılı içerisinde kendisine ulaşan 207 anlaşmazlık dosyasından 137'sini sulhla sonuçlandırdığı kamuoyuna açıklandı.
Bu veri tek başına önemli bir gerçeği ortaya koyuyor:
Toplumda arabuluculuk ve uzlaşı mekanizmalarına ciddi bir ihtiyaç bulunuyor.
Yine Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 2023 yılında yaşanan, bir kişinin hayatını kaybettiği ve 11 kişinin yaralandığı olayın ardından başlayan husumet, Bismil Kanaat Önderleri'nin girişimleriyle sona erdirildi.
Taraf aileler bir araya geldi, görüşmeler yapıldı ve yıllarca sürebilecek bir husumet büyümeden sonlandırıldı.
Bu örnekler bize şunu gösteriyor:
Doğru insanlar, doğru yöntemler ve doğru mekanizmalar bir araya geldiğinde çözülemeyecek gibi görünen sorunlar bile çözülebiliyor.
Batman Toplumsal Sulh Platformu Kurulabilir mi?
Belki de artık Batman'ın kendi kurumsal modelini oluşturmasının zamanı gelmiştir.
Bu nedenle Batman Barosu'nun koordinasyonunda, Valiliğin kurumsal desteği ve toplumun tüm kesimlerinin katılımıyla bir "Batman Toplumsal Sulh Platformu" oluşturulması değerlendirilmelidir.
Bu yapının içerisinde;
- Batman Barosu,
- Valiliği temsilen bir vali yardımcısı,
- İl Müftülüğü,
- Batman Üniversitesi,
- Kanaat önderleri,
- Aşiret temsilcileri,
- Kadın ve gençlik odaklı sivil toplum kuruluşları,
- Meslek odaları ve ilgili diğer paydaşlar yer alabilir.
Platformun başarısı için siyasi partilerin ve milletvekillerinin de yapıcı destek vermesi önemlidir. Ancak platformun toplumsal güven zeminini koruyabilmesi adına siyasi aktörlerin yürütücü değil, destekleyici ve kolaylaştırıcı bir rolde yer alması daha sağlıklı olacaktır. Toplumsal barış, siyasi rekabetin değil ortak vicdanın konusu olmalıdır.
Amaç yargının yerine geçmek değildir.
Amaç; husumetler büyümeden iletişim kanallarını açmak, yanlış anlamaları azaltmak ve toplumsal barış kültürünü güçlendirmektir.
Neden Batman Barosu?
Bu noktada bazıları şu soruyu sorabilir:
"Neden Batman Barosu koordinasyonunda?"
Çünkü Batman Barosu;
- Bir siyasi parti değildir,
- Bir aşiret yapısı değildir,
- Bir kamu kurumu değildir,
- Herhangi bir grubun temsilcisi değildir.
Buna karşılık hukukun temsil gücüne sahip, kurumsal yapısı güçlü ve toplumun farklı kesimleriyle temas kurabilen bir kurumdur.
Bu nedenle Batman Barosu, böyle bir platformun koordinasyonunu üstlenebilecek en uygun kurumlardan biri olarak öne çıkmaktadır.
Elbette böyle bir yapının tek sahibi olması gerekmez.
Ancak toplumsal güvenin tesis edilmesinde önemli bir koordinasyon merkezi olabilir.
Valiliğin sağlayacağı kurumsal destekle birlikte, toplumun farklı kesimlerini aynı masa etrafında buluşturabilecek bir zemin oluşturabilir.
Belki de İlk Gündem Bu Olay Olmalı
Böyle bir platform kurulacaksa, belki de ilk gündem maddesi hepimizi derinden yaralayan bu olay olmalıdır.
Çünkü henüz çok geç değildir.
Acılar taze olsa da toplumun ortak vicdanı hâlâ barıştan yana ses vermektedir.
Bugün atılacak her samimi adım, yarın yaşanabilecek daha büyük acıların önüne geçebilir.
Bu nedenle Batman Valisi Sayın Ekrem Canalp'in bugüne kadar eğitimden istihdama, bağımlılıkla mücadeleden sosyal projelere kadar birçok alanda ortaya koyduğu çözüm odaklı yaklaşımın, toplumsal sulh konusunda da öncü bir iradeye dönüşebileceğine inanıyorum.
Toplumun farklı kesimlerini aynı masa etrafında buluşturabilecek en güçlü iradelerden biri de şüphesiz devletin birleştirici gücüdür.
Belki de bugün ihtiyaç duyduğumuz şey yeni açıklamalar değil, yeni bir sulh mekanizmasıdır.
Son Söz...
Belki de artık konuşmamız gereken şey, kimin haklı olduğu değil; yeni acıların nasıl önleneceğidir.
Batman son yıllarda eğitimde, sağlıkta, sporda, istihdamda ve yatırımlarda önemli mesafeler aldı.
Aynı kararlılığı toplumsal barış konusunda da gösterebilmelidir.
Bu nedenle Batman Barosu'nun koordinasyonunda; Valiliği temsilen bir vali yardımcısının, İl Müftülüğünün, Batman Üniversitesinin, kanaat önderlerinin, aşiret temsilcilerinin ve sivil toplum kuruluşlarının yer alacağı bir Batman Toplumsal Sulh Platformu'nun kurulması artık ciddi şekilde değerlendirilmelidir.
Belki de bu platformun ilk gündemi, dört insanımızı toprağa verdiğimiz bu olayın tarafları arasında kalıcı bir barış zemini oluşturmak olmalıdır.
Çünkü hiçbir dava, hiçbir husumet ve hiçbir öfke; bir annenin gözyaşından, bir çocuğun yetim kalmasından, bir eşin dul kalmasından daha değerli değildir.
Batman'ın artık gençlerini mezarlıklarda değil; okullarda, iş yerlerinde, spor sahalarında ve umut dolu yarınlarda görmek istediği bir döneme ihtiyacı vardır.
Ve unutmayalım:
Barış kendiliğinden gelmez. Barış; emek verilerek, kurumlar kurularak ve toplumun bütün kesimleri sorumluluk alarak inşa edilir.
Bugün o sorumluluğu alma günüdür.
Kalın sağlıcakla...