Bir şehri sadece coğrafi sınırları, üzerindeki binaları ya da içinden geçen yolları var etmez. Bir şehri asıl var eden; nerede olursa olsun, kalbi aynı aidiyet duygusuyla çarpan insanlarının ortak hafızası ve sarsılmaz dayanışma iradesidir.
İşte geçtiğimiz günlerde Ankara’nın Çukurambar semtindeki Holiday Inn Otel’de şahitlik ettiğimiz o tarihi buluşma, bu iradenin ete kemiğe bürünmüş, adeta dosta düşmana ilan edilmiş en somut haliydi.
Batman Vakfı öncülüğünde düzenlenen bu büyük buluşma, yıllardır içimizde biriken, sessizce büyüyen o büyük özlemin, tek bir çatı altında gür bir sese dönüşmesiydi.

Eksik Aramak Değil, Bütünü Tamamlamak Zamanı
Yıllardır eksikliğini hissettiğimiz, "Neden bizim de Ankara’da herkesi kucaklayan güçlü bir yuvamız yok?" sorusuna verilmiş en asil cevaptır Batman Vakfı. Daha salona adım atarken, vakıf yönetiminin ve mütevelli heyetinin her bir misafiri kapıda, o kadim memleket samimiyetiyle tek tek karşılaması, bu vakfın sadece resmi bir kurum değil, hepimizin sığınacağı sıcak bir baba ocağı olduğunun ilk göstergesiydi.
Şimdi bize düşen, binbir emekle temeli atılan bu yapının üzerine bir tuğla da biz koymaktır.
İlk defa yapılan böylesi devasa bir organizasyonda hiç şüphesiz bazı küçük kusurlar, nazar boncuğu kabilinden eksiklikler olacaktır. Ancak bilinmelidir ki bu kusur yalnızca yönetime ve vakfa ait değil, bu masanın etrafında toplanan hepimize aittir.
Bu süreçte hangi meslekten olursak olalım; ister esnaf, ister siyasetçi, ister iş insanı, istersek de bizler gibi gazeteci... Yapılan bu muazzam hizmette eksik ya da kusur aramak yerine, bütünü tamamlayacak söylem ve eylemlerle vakfın gelişimine omuz vermeliyiz. Gün, mikro milliyetçiliği, o küçük hesapları ve fısıltı gazetesini bir kenara bırakma günüdür.
Tıpkı meslek büyüğüm Mansur Obut’un salondan büyük alkış alan o haklı ve gür haykırışında ifade ettiği gibi:
"Artık Beşirili, Kozluklu, Sasonlu, Gercüşlü ve Hasankeyfliyiz demeyi bir tarafa bırakarak hep bir ağızdan 'Batmanlıyız' demeyi bir kültür haline getirmeliyiz."

Kurumsallaşma Hamlesi, Devlet Desteği ve Külliye Tarzı Yeni Bina
Ankara'daki bu tarihi buluşma; eski bakanlarımızdan milletvekillerimize, genel başkanlardan bürokratlarımıza kadar Batman’ın tüm renklerini tek bir yürek halinde bir araya getirdi. Siyasi ve fikri farklılıkların "Batman" ortak paydasında eridiği bu muazzam tabloda, devletimizin zirvesindeki hemşehrilerimizin vakfa olan inancı bizlere büyük bir güven verdi.
Özellikle Maliye Bakan Yardımcımız Zekeriya Kaya’nın ortaya koyduğu o asil ve birleştirici tavır gecenin en unutulmaz detaylarındandı. Toplantı öncesinde biz çalışan gazetecileri iki saate yakın bir zaman dilimi boyunca makamında kabul ederek memleket meselelerini istişare eden Sayın Bakan Yardımcımız, gecede de kelimenin tam anlamıyla zarafet ve kibarlık rüzgarı estirdi. Salondaki her masayı ayrı ayrı dolaşması, tüm hemşehrileriyle tek tek tokalaşarak samimi bir gönül bağı kurması, Batman'a ve insanımıza verdiği değerin en asil nişanesiydi.
İşte bu güçlü duruşla birlikte, Hazine ve Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek ve Bakan Yardımcımız Zekeriya Kaya’nın destekleriyle, Batman Vakfı’nın "Kamu Yararına Vakıf" statüsü kazanması için resmi süreçler büyük bir ciddiyetle yürütülüyor. Yakın zamanda bu unvanı alan Siirt Vakfı’ndan sonra, çok kısa bir sürede Batmanlılar Vakfı’nın da bu tescile kavuşacağından ve yönetim kurulunun fedakarca çalışarak bu başarıya ulaşacağından eminiz.
Bu kurumsal statünün tamamlanmasıyla birlikte memleketimiz muazzam bir esere daha kavuşacak. Bugüne kadar memleket için hiçbir fedakarlıktan ve masraftan kaçınmayan hayırsever Nasıroğlu Ailesi, Ankara’nın tam merkezinde, adeta bir külliye tarzında inşa edilecek yeni bir vakıf binasını memleketimize kazandırmak için hazırlıklarını sürdürüyor.
Bu vizyoner hamleyle birlikte Ankara’daki kurumsal yapılanmamız tamamen taçlanmış olacak.

İstişare Kültürü, Zirveye Doğru Tırmanan Rampa ve Ortak Akıl
Gecenin en sarsıcı ve yön verici mesajı ise Vakıf Başkanımız Şerafettin Hamidi’den geldi. Kadim değerlerimizden, köklü geçmişimizden beslenen o ortak akıl ve istişare kültürünü salonun tam merkezine yerleştiren Hamidi, adeta hepimize rehber olacak şu tarihi çağrıyı yaptı:
“Batman’a gönül veren, söyleyecek sözü olan herkese kapımız açıktır. Bu vakıf hepimizin vakfıdır, hepimizin evidir.”
Bir yazar gözüyle bakıldığında bu davet, sadece kapıları açmaktan ibaret değildir; bu, ortak akılla inşa edilecek bir geleceğin haritasıdır. Batman Vakfı, şu anda heyecanla, inançla ve büyük bir gayretle rampa yukarıya doğru tırmanan azimli bir dağcı gibidir. Elbette tırmanış esnasında yolun dikliği ya da rampa yukarı olmanın getirdiği tatlı zorluklar normaldir. Ancak bu kutlu yürüyüş nihayete erip vakfımız o zirveye ulaştığında, etrafı kaplayan tüm sis bulutları dağılacak; her şey çok daha net, çok daha şeffaf ve herkes için çok daha ulaşılabilir olacaktır.
Bizler o zirveye, başkanımızın açtığı o kapıdan girerek, istişare çadırında birbirimizin fikrine değer vererek ulaşacağız.
Nitekim serbest kürsü bölümünde, tecrübeli gazeteci Nizamettin İzgi’nin yaptığı konuşmada ortaya koyduğu rasyonel öneriler tam da bu istişare kültürünün ne kadar yapıcı olabileceğini gösterdi.

Ortak Misyonu Korumak: Hiç Kimse Batman'dan Büyük Değildir!
Böylesi muazzam bir gemi tam da limandan gururla kalkarken, içeride yapıcı öneriler yerine süreci yavaşlatmaya, ortamı germeye ya da kırgınlıklar üretmeye yönelik bazı bireysel ve ayrıştırıcı söylemlere karşı da hepimizin uyanık olması gerekiyor. Vakıf yönetimine ve mütevelli heyetine şu net fikrimi önemle hatırlatmak isterim:
Hiçbir şahıs, hiçbir mevki ve hiçbir kişisel hesap, Batman’dan ve Batmanlıların ortak geleceğinden daha büyük değildir.
Büyük düşünen, ufku geniş insanlar; enerjimizi tüketecek küçük tartışmaların ve kapı arkası polemiklerin peşinden gitmemeli, bu tür yapıcı olmayan yaklaşımların önüne kararlılıkla set çekmelidir. Batman Vakfı; her türlü şahsi ihtirasın, ötekileştirmenin ve iyi niyet taşımayan eleştirilerin çok üstündedir.
Olası tüm olumsuzluklara inat: Batman Vakfı, binbir emekle inşa edilmiş, içinde binlerce hemşehrimizin geleceğini taşıyan devasa bir adalet ve dayanışma evidir. Ortak amacımız bu evi daha fazla büyütmek ve korumaktır. Vakıf yönetimi, rotasını tamamen bu asil amaca çevirmeli ve yoluna kararlılıkla devam etmelidir.

Köklere Sadakat: Muzaffer Nasıroğlu'nun Batman Sevdası
Bu tarihi toplantı öncesinde ziyaret etme fırsatı bulduğumuz FERNAS Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Nasıroğlu, memleket sevgisinin sarsılmaz bir çınara nasıl dönüştüğünü bizlerine bir kez daha gösterdi. Kendisinin o meşhur, göğsümüzü kabartan Batman sevdası alelade bir his değil; babasından tevarüs eden kutsal bir vasiyetin bugünkü tezahürüdür.
Sayın Nasıroğlu, babasının nasihati doğrultusunda, Batman’a ve Batmanlılara her platformda hizmet etmeye kararlılıkla devam edeceklerini vurguladı.
Vakfın sadece bu gününü kurtaran değil, nesiller boyu gölgesinde serinlenecek sürdürülebilir ve kalıcı bir esere dönüşmesi için her türlü desteği kararlılıkla verdiklerini ifade ederken şu derin mesajı zihnimize kazıdı: "Bizler bu toprağın suyunu taşımaya hazır sakalarız; yeter ki memleketimizin gençleri ve geleceği o suyla hayat bulsun, büyüsün. Batman Vakfı, kökleri geçmişe, dalları geleceğe uzanan ulu bir çınar olacak ve biz bu çınarın her bir yaprağını titizlikle besleyeceğiz."
Köklere sadakatle bağlı bu duruş, vakfın geleceğinin ne kadar sağlam temeller üzerinde yükseldiğinin en büyük teminatıdır.

Görünmez Mimarlar ve Birleştirici Çarklar
Böyle devasa organizasyonların arkasında, sahnede görünmeyen ama sistemin kusursuz işlemesini sağlayan gizli kahramanlar vardır. TOBB Türkiye Madencilik Meclisi Başkanı, ÇİFTAY Yönetim Kurulu Üyesi ve İcra Kurulu Başkanı İbrahim Halil Kırşan'ın arka planda, o asil sistemin en dinamik parçası olarak ortaya koyduğu samimi gayret gözlerden kaçmadı. Vakfın yönetiminde ya da mütevelli heyetinde resmi olarak yer almamasına rağmen, sırf memleket sevdasıyla elini taşın altına koyan Kırşan; ÇİFTAY bünyesinde bulunan Holiday Inn Otel’de hem salon tahsisi hem de ağırlama ve yemek organizasyonu için tamamen kişisel girişimlerde bulunarak gecenin gizli hamisi oldu.
Organizasyonun mimarlarından olan Kırşan, bu tarihi kenetlenmeyi muazzam bir birleştirici cümleyle özetleyerek salondaki ruhun haritasını çizdi:
"Batmanlı olmak, binbir farklı parçanın bir araya gelerek kusursuzca döndürdüğü muazzam bir saat mekanizması gibidir. Her bir hemşehrimiz, bu mekanizmanın paha biçilemez bir çarkıdır. Biz Ankara’da sadece bir vakıf kurmadık; o çarkları birbirine bağlayan, Batman zamanını geleceğe doğru hep birlikte işleten sarsılmaz bir dişli oluşturduk."
İşte bu yüzden, burada ismini tek tek zikredemediğimiz ancak bu muazzam sistemin kusursuz işlemesi ve dayanışma çarkının kararlılıkla dönmesi için arka planda sessizce emek harcayan tüm mütevelli heyeti ve yönetim kurulu üyelerimize, Kırşan gibi dışarıdan omuz veren tüm gönül dostlarımıza bir kez daha yürekten teşekkür ederim.

Özlemin Sesi Olan Alkışlar ve Teşekkür
Programda Batman Vakfı’nın kuruluş amacını, vizyoner projelerini ve hedeflerini anlatan sinevizyon gösterimi yapıldığında salonda kopan o muazzam alkış tufanı sıradan bir beğeni değildi. O salondaki her bir alkış, aslında bu vakfa, bu birlikteliğe duyulan yıllanmış bir özlemin sesiydi. Farklı siyasi görüşleri, farklı dünyaları ve profilleri aynı masa etrafında buluşturabilmek çok kıymetlidir.
Bu büyük başarıdan ötürü bir kez daha mütevelli heyetine ve yönetim kuruluna, özellikle Vakıf Başkanı Şerafettin Hamidi nezdinde canı gönülden bir Batmanlı olarak teşekkür etmeyi borç bilirim.
Eğitime Yatırım: Yarının Liderleri Yetişiyor
Vakıf merkezinin Batmanlılara yakışır, asil ve modern bir şekilde dizayn edilmesi, konum olarak da başkentin merkezinde, herkesin rahatça ulaşabileceği bir yerde bulunması takdire şayandır. Ancak bu fiziki güzelliğin içini dolduran asıl cevher, vakfın eğitime verdiği değerdir.
Hali hazırda vakıftan burs alan Batmanlı öğrencilerimiz; Türkiye genelinde dereceler yapmış, en prestijli üniversitelere yerleşmiş o pırıl pırıl evlatlarımızdır. İstanbul Şube Başkanı Hafzullah Yıldız’ın paylaştığı vizyon doğrultusunda, 500 öğrenciye dev burs hedefiyle çıkılan bu yol, yarının Batman'ında söz sahibi olacak liderlerin bu vakıf tedrisatından geçeceğinin en somut adımıdır.

Gözlerdeki Mutluluk ve Gönül Bağları
Batman Valimiz Ekrem Canalp, geçirdiği küçük bir sağlık problemi sebebiyle oluşan ses kısıklığı nedeniyle ne yazık ki bu önemli toplantıya iştirak edemedi. Kendisine acil şifalar dilerken, uzaktan gelerek samimiyetiyle içimizi ısıtan Tunceli Valimiz Şefik Aygöl'ün o güzel sözü hafızalarımıza kazındı: "Memleketimin kedisi gelse başımın üstünde yeri vardır." İşte aradığımız ruh tam olarak budur!

Bizler, Batman Çalışan Gazeteciler Cemiyeti olarak değerli meslektaşlarım Ercan Atay, Mansur Obut, Hatice Türkan ve Ata Altunkaynak ile birlikte salondaki havayı solurken, görüştüğümüz, elini sıktığımız her bir hemşerimizin gözlerinde aynı şeyi gördük: Batman Vakfı’nın kuruluşundan duyulan o saf, temiz ve sonsuz mutluluğu...
Batman Çalışan Gazeteciler Derneği Başkanı Hatice Türkan’ın da ifade ettiği gibi:
"Lobicilik sadece kalabalık grupları bir araya getirmekle olmaz. Lobicilik, birbirinin başarısını sahiplenmek ve desteklemekle olur."
Bu başarının ve dayanışmanın bir diğer güzel örneğine de Ankara’daki konaklamamız süresince şahit olduk. Batman'dan gelen biz gazetecileri büyük bir nezaketle misafir eden, her birimizle ayrı ayrı ilgilenerek başkentte adeta kendi evimizdeymiş gibi hissettiren AK LİFE OTEL sahibi Aydın Kurt’a şahsım ve meslektaşlarım adına canıgönülden teşekkür ederim. Ankara’ya yolu düşen tüm hemşehrilerimizin, bu memleket samimiyetini solumak adına Ak Life Otel’de konaklamalarını da özellikle tavsiye ederim.
Artık birbirimizin başarısını sahiplenme, bu büyük çınarın gölgesinde tek vücut olma zamanıdır. Yolun açık olsun Batman Vakfı; Ankara’da yaktığın bu meşale tüm Türkiye’yi aydınlatsın.
Ankara’daki bu tek çatı ve tek yürek hepimize, tüm memleketimize hayırlı, uğurlu olsun.
Kalın sağlıcakla…