Ankara'daki o tarihi Batman Vakfı tanıtım toplantısının hemen öncesiydi...
Başkent bürokrasisinin kalbinde; Hazine ve Maliye Bakan Yardımcımız Zekeriya Kaya ile Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Başkan Yardımcısı Ferhat Pirinççi'yi makamlarında ziyaret edip memleket üzerine uzunca bir hasbihal etmiştik.
Bu kıymetli ziyaretlerin ardından; değerli meslektaşlarım Ercan Atay, Mansur Obut ve Ata Altunkaynak ile birlikte yönümüzü FERNAS Yönetim Kurulu Başkanı Muzaffer Nasıroğlu’na çevirdik. İşte o an, memleket sevgisinin alelade bir kelime olmadığını, kökleri bu toprağın en derinlerine uzanan sarsılmaz bir çınarın gölgesinde bir kez daha iliklerimize kadar hissettik.
Muzaffer Bey ile yapılan sohbetler, sadece bir gazetecilik faaliyeti değil; zihni açan, ufku genişleten, insanı doyuran bir memleket meclisidir. Ağzından çıkan her kelimeyi kalbinde tartıp, her cümleyi ilmek ilmek dokuyarak konuşan Nasıroğlu, bizlerle paylaştığı vizyonla Batman’ın yarınlarını aydınlatacak muazzam müjdelerin kapısını araladı.

Sınırları Aşan Bir Dünya Devi: FERNAS Holding
Bizler FERNAS adını duyduğumuzda, sadece holding binaları ya da devasa bilançolar görmeyiz. Bugün FERNAS, sadece Batman’ın değil, attığı her adımla tüm Türkiye’nin gurur duyduğu küresel bir değerdir.
Uluslararası inşaat sektörünün en prestijli ligi kabul edilen, dünyanın en büyük 250 uluslararası müteahhidi listesinde (ENR) ülkemizi gururla temsil eden, Türkiye Müteahhitler Birliği’nin (TMB) en köklü ve en yüksek iş hacmine sahip taahhüt devlerinden biridir o.
Bu küresel gücün memleketimize olan katkısı ise kelimenin tam anlamıyla muazzamdır. Bugün FERNAS, Batman'da vergi rekortmenleri sıralamasında ilk sırada yer alırken, holdinge ait diğer firmalar ise Batman'da yine ilk 10 içinde tam 9 sırayı parsellemiş durumda. Şehrimizin ekonomisini sırtlayan, vergisini bu toprağa ödeyen bu devasa aile, tam 12.000 ile 15.000 kişiye ulaşan muazzam bir istihdam ordusuna da hayat vermektedir. Bu rakam, sadece bir istatistik değildir; her gün on binlerce hemşehrimizin, on binlerce Anadolu evladının evinde tüten sıcak bir aş, berekettir.
İşte bu büyük gücün ardındaki asıl gayeyi anlatırken Muzaffer Bey'in sesindeki o hürmet dolu ton her şeyi özetliyordu. Onlar, bu toprakların dualarında yaşayan, Batman'ın unutup bırakmadığı o büyük çınarın, merhum Necat Amca’nın evlatları olarak tek bir kutsal hedefle hareket ediyorlar: Her bir Batmanlının ve her bir Anadolu evladının evine helal ekmek götürmesi, bu şehirde aşsız ve işsiz tek bir hanenin kalmaması.
Bugüne kadar bu topraklara yaptıkları milyarlarca liralık ekonomik referanslar, Muzaffer Bey’in dilinden dökülen yeni projelerin birer "vaat" değil, yarın kurulacak fabrikaların ayak sesleri olduğunun en büyük kanıtıydı.
Nitekim en büyük müjde, yine bu kadim istihdam ve sanayi geleneğinin devamı olarak geldi. "Baba ocağına yatırım yapmaya, bu toprakları ihya etmeye devam edeceğiz" diyen Muzaffer Nasıroğlu, Batman’ı bölgenin üretim üssü yapacak fizibilite çalışmalarına başladıklarını anlattı. Detayları şimdilik saklı tutulan bu büyük yatırımlar için her an müjdeli bir açıklama gelebilir. Bununla da yetinmeyip, kadim Mezopotamya’nın giriş kapısı olan şehrimizin turizm potansiyeline asil bir imza atmak adına, Batman’a yakışır şanına layık 5 yıldızlı bir otel projesini de zihnindeki o büyük haritaya eklediğini belirtti.

Petrolspor: Şampiyonluk Ruhu ve Kenan Koçak Süreci
Şehrin ekonomik çehresini kökten değiştirecek bu devasa sanayi yatırımlarının ardından, söz dönüp dolaşıp doğal olarak Batman'ın kalbinin attığı o heyecanlı yeşil sahaya geldi.
Mesele hepimizin ortak sevdası, kırmızı-beyaz renklerine ömrümüzü adadığımız Petrolspor’umuza dayandığında, Muzaffer Bey’in gözlerindeki o azimli ve inançlı parıltıyı gördük. Takımı tamamen profesyonel bir kurumsal akılla, bu şehrin hak ettiği o şampiyonluk kürsüsüne oynayacak, taraftarın göğsünü kabartacak güçlü bir kadroyla donatıcaklarını ifade etti.
Hatta hepimizin merak ettiği o teknik direktör konusuna da ilk ağızdan net bir açıklık getirdi. Tecrübeli hoca Kenan Koçak ile her konuda el sıkıştıklarını, resmi imza için hocanın kutsal topraklardaki hac farizasını tamamlayıp dönmesini beklediklerini aktardı.
Ancak sonrasında, kendi iradeleri ve rızaları dışında gelişen, sebebini tam olarak kestiremedikleri beklenmedik bir süreç neticesinde hocanın son anda caydığını bizlerle paylaştı. Bu samimi paylaşım, onun memleket kulübüne ne kadar şeffaf ve profesyonel bir sevdayla sahip çıktığının en net resmiydi.
Atadan Toruna Kutsal Bir Vasiyet, Eğitim Sevdası ve O Güçlü Vizyon
Muzaffer Nasıroğlu’nun o içimizi ısıtan, göğsümüzü kabartan Batman sevdası, gelip geçici bir rüzgar ya da alelade bir his değildir. Bu sevda; merhum babasından, şerefli ailesinden ve hatta dedesinden tevarüs eden, nesilden nesile aktarılan kutsal bir vasiyetin, asil bir genetiğin bugünkü tezahürüdür.
Hayat felsefesini ve yaşama bakış açısını anlatırken sözlerini babasından, dedesinden kalma hikayelerle, bu toprakların yaşanmışlıklarıyla zenginleştirmesi, onun toplumsal bağlarımıza ve kültürel mirasımıza ne kadar güçlü bağlarla sahip çıktığını gösteriyordu.
Tam da bu noktada, Fernas Holding’in eğitime bakışındaki o muazzam kurumsal inceliğe şahit oluyoruz. Nasıroğlu Ailesi, eğitim odaklı sosyal sorumluluk projelerini doğrudan şirket reklamı üzerinden değil, tamamen kurucularının aziz hatırasına sadık kalarak Necat Nasıroğlu Eğitim ve Kültür Vakfı aracılığıyla yürütüyor.
Statik ve dar kalıplara sıkışıp kalmayan bu vakıf, her yıl net sabit bir sayıya takılmak yerine, kontenjanlarını çağın ve gençlerin ihtiyaçlarına göre sürekli güncelliyor. Her yıl binlerce üniversite öğrencisine sağlanan o karşılıksız burs desteği, aslında bu toprakların geleceğine ekilen en kıymetli tohumlardır.
Muzaffer Bey’in zihin haritasında Batman’ın eğitim potansiyeline dair paylaştığı düşünceler ise sadece burs vermekle sınırlı olmayan, bu kenti bir eğitim ve bilim üssüne dönüştürmeyi hedefleyen muazzam bir vizyon barındırıyor. Gençlerin sadece okuyan değil; üreten, teknolojiye yön veren, kendi memleketinde küresel projeler geliştiren liderler olmasını arzuluyor.
Nitekim nesiller boyu evlatlarımızın gölgesinde huzur bulacağı bu sürdürülebilir eğitim hamlelerini anlatırken, adeta hafızalarımıza kazınacak o sarsıcı yeni vizyonunu şu muazzam cümlelerle mühürledi:
Bizim tek bir gayemiz var: Bu toprakların her bir değerini, gençlerimizin yarınlarına hayat verecek bir güce dönüştürmek. Necat Nasıroğlu Vakfı, kökleri memleket sevdasıyla beslenen büyük bir ailedir. Bu ailenin çatısı altında tek bir evladımızın mahzun kalmasına müsaade etmeyecek; Batman'ın gençlerini geleceğin liderleri olarak el birliğiyle büyüteceğiz.
Gönüllere Yazılan Bir İsim
Muzaffer Nasıroğlu'nu sadece dışarıdan izleyenler belki büyük başarılarını görür; ama yakından tanıyanlar, o başarıların arkasındaki şefkati, merhameti, disiplini, üretkenliği ve sarsılmaz bütünleştiriciliği bilir.
Makamına adımı atan her bir insanı —statüsü ne olursa olsun— yüzündeki o eksilmeyen tebessümle karşılayıp can kulağıyla dinlemesi, görüşme bittikten sonra kapıya kadar bizzat uğurlayacak kadar büyük bir tevazu sergilemesi sıradan bir nezaket değildir.
Kendisinden talep edilen yardımlarla bizzat ilgilenmesi, iletilen şikayetlerin ve sorunların çözüme kavuşması için sonuna kadar takipçi kalması, Muzaffer Nasıroğlu ismini resmi evraklara değil, Batmanlıların gönlüne adeta altın harflerle yazdırmıştır.
Köklere sadakatle bağlı, geçmişin mirasını geleceğin fabrikalarıyla ve eğitim yuvalarıyla taçlandıran bu asil duruş; hem yeni kurulan vakfımızın hem de canımızdan aziz bildiğimiz Batman’ımızın geleceğinin ne kadar sağlam, ne kadar sarsılmaz temeller üzerinde yükseldiğinin en büyük teminatıdır.
Evet, Ankara’da başlayıp Batman’ın yarınlarına uzanan bu kıymetli buluşmadan çıkardığım en net özet şudur: Şehirler sadece binalarla ya da yollarla kalkınmaz; şehirler, kazandığını baba ocağına borç bilen, gençlerine el uzatan ve büyüklüğünü tevazuuyla taçlandıran şahsiyetlerle vizyon kazanır.
Teşekkürler Muzaffer Nasıroğlu, teşekkürler memleket sevdasıyla atan o güzel yüreğiniz için…
Kalın sağlıcakla,