Geçtiğimiz günlerde Batman Üniversitesi kampüsünü ziyaret ettim. Çoğu başka şehirlerden gelen, memleketimizin rengârenk çiçeği olan gençlerle uzun uzun hasbihal etme fırsatı buldum.
Sohbet esnasında içlerinden birinin kurduğu şu cümle, bir gazeteci olarak değil, bu şehrin bir evladı olarak yüreğime adeta bir ok gibi saplandı:
"Aramızda bazı arkadaşlarımız var abi, ceplerinde bir öğünlük yemek parası olan o 30 lirası dahi bulunmuyor. Biz kendi aramızda para toplayıp onlara destek olmaya çalışıyoruz..."
Durdum ve düşündüm... Batman gibi enerjinin, sanayinin, ticaretin ve en önemlisi de kadim Doğu misafirperverliğinin başkenti olan bir şehirde; bize emanet edilen üniversite gençliği bir öğün yemeğin hesabını yapıyorsa, hepimizin şapkasını önüne koyup düşünme vakti gelmiş de geçiyordur.
Biz bu şehirde misafirimiz olan gençleri en iyi şekilde ağırlayamıyorsak; oturduğumuz makamları, bu şehrin hizmetine sunduğumuz katkıyı ve vicdanımızı acilen sorgulamamız gerekir.
Mezuniyet Burukluğu Mu, Memleket Gururu Mu?
Tam da şu günlerde üniversite kampüsünde tatlı bir telaş, büyük bir heyecan var: Mezuniyet törenleri...
Yıllarca emek veren evlatlarımız kep atıp geleceğe yürüyor. Ancak bu mutlu tabloda içimizi sızlatan çok büyük bir burukluk gizli. Gurbetten gelip Batman’da okuyan birçok öğrencimizin anne ve babası, sırf ekonomik koşullar ve bilet fiyatları yüzünden bu gurur gününe şahitlik etmek için Batman’a gelemiyor. Evladının mürüvvetini, o kep atma anını gözleriyle göremeyen anne babaların hüznü, bu şehrin de hüznü olmalıdır.
Oysa Batman’ın ve Ankara’da yeni kurulan Batman Vakfı’nın (BAVA) gücü, bu burukluğu ortadan kaldırmaya hayli hayli yeter. Yapılacak koordineli bir çalışmayla, ihtiyaç sahibi aileler bu şehre davet edilip misafir edilebilir. Batman’a gelme imkânı hiç bulunmayan aileler içinse teknolojinin nimetlerinden sonuna kadar istifade edilmelidir.
Kurulacak profesyonel, çok kameralı canlı yayın altyapılarıyla, Türkiye’nin öbür ucundaki anne ve babaların dijital ekranlar başından evlatlarının bu muazzam anına canlı canlı şahitlik etmesi sağlanabilir. Dijital çağda bu sarsıcı şefkat hamlesini gerçekleştirmek Batman’a çok yakışacaktır.
Devletin Güçlü Eli Var, Çözüm de Var!
Aslında Batman, sosyal devlet ilkesini sahada en güçlü uygulayan şehirlerin başında geliyor. Valiliğimiz Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı (SYDV) koordinesinde çalışan aşevlerimiz, her gün binlerce ihtiyaç sahibine sıcak yemek ulaştıracak muazzam bir bütçeye ve lojistik ağa sahip. Öte yandan Batman Belediyesi de büyük bir sosyal belediyecilik örneği sergileyerek, şehir genelindeki tam 49 taziye evine (günde ortalama 10 taziye) her gün ortalama 1.000 kişilik sıcak yemek ulaştırıyor.
Yani şehrimizde imkân var, bütçe var, kamunun muazzam bir lojistik gücü var. O halde bu güçlü el, neden üniversite kampüsündeki evlatlarımıza da uzanmasın?
Geçmiş senelerde bunun şahane bir örneğini yaşadık. Rektör Prof. Dr. İdris Demir’in Batman Belediyesi ile yaptığı o vizyoner protokol sayesinde öğrenciler ücretsiz yemeğe zahmetsizce ulaşabiliyordu.
Öğrenci dostu kimliğiyle tanınan ve gençler için her türlü imkânı seferber eden Valimiz ve Belediye Başkan Vekilimiz Ekrem Canalp’ın bu konudaki hassasiyeti ve yardımları hâlâ kampüste minnetle konuşuluyor. Önümüzdeki eğitim yılı için aynı protokol esaslarına göre yeni bir planlama yapılması artık kaçınılmazdır.
Üniversite Üzerine Düşeni Yapıyor, Sıra Şehrin Paydaşlarında
Tam da bu noktada, üniversitemizin kendi kabuğunu kırarak ortaya koyduğu o muazzam vizyonun hakkını teslim etmek gerekiyor. Batman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İdris Demir’in göreve geldiği günden bu yana kampüsü uluslararası bir bilim üssüne dönüştürme çabası, ardı ardına düzenlenen prestijli çalıştaylar ve şehre kazandırılan diş hekimliği gibi nitelikli fakülte projeleri ortadadır.
Ancak İdris Hoca’nın vizyonu sadece akademik başarıyla sınırlı değil; o, kampüsteki her bir öğrenciye "ciğerparem" diye hitap edecek kadar bu gençliğin kalbine basan, onlara evladı gibi yaklaşan bir liderlik sergiliyor.
Üniversite yönetimi, Batman’ın adını dünyaya duyurmak ve bu "ciğerpareleri" en iyi şekilde yetiştirmek için gecesini gündüzüne katarken; şehrimizin tüm paydaşlarının, iş dünyasının ve hayırseverlerinin de bu vizyona omuz vermesi, sosyal sorumluluk projeleriyle üniversite gençliğine hak ettiği katkıyı sunması bir memleket borcudur.
Kamu Kurumlarına Çağrı: "Askıda" Projeleri Başlamalı
Öte yandan madem çözüm arıyoruz, gözümüzün önündeki muazzam bir potansiyeli harekete geçirmeliyiz. Şehrimizdeki kamu kurum ve kuruluşlarında çalışanlar için her gün binlerce kişilik yemek çıkıyor.
Bu resmi kurumlarımızın; "Askıda Yemek", "Askıda Burs" ve "Askıda Ulaşım Ücreti" gibi sosyal projeler için yasal mevzuatlar çerçevesinde teşvik edilmesi, hatta idari olarak yönlendirilmesi gerekir. Kamunun ürettiği bu bereketi, kampüsteki ihtiyaç sahibi gençlerle paylaşmak yasal zeminler esnetilerek kolayca çözülebilir ve toplumsal dayanışmaya muazzam bir katkı sunar.
Diğer Bölge Şehirleri Yapıyor, Batman Neden Yapmasın?
Şöyle bir etrafımıza, o kadim Doğu misafirperverliğini bizimle paylaşan komşu şehirlerimize bakalım. Bugün yanı başımızda Gaziantep, Şanlıurfa ve Diyarbakır gibi bölge kentlerinde; Valilikler, belediyeler, kamu kurumları ve yerel sanayi odaları el ele vererek üniversite kampüslerinin içine ücretsiz "Çorba Çeşmeleri", sembolik ücretlerle çalışan öğrenci lokantaları ve akşam yemeği dağıtım noktaları kuruyor. Kadim medeniyetimizin o asil paylaşım kültürü, yanı başımızdaki üniversitelerde sahada bizzat yaşatılıyor.
Batman, sanayisi günden güne büyüyen, bölgenin parlayan yıldızı bir enerji şehridir. Komşularımızın, kendi evlatları için başardığı bu güzel dayanışmayı, Batman hayli hayli başarır!
STK’lar, İş Dünyası ve Batman Vakfı: Sahiplenme Vakti!
Bu yükü sadece valiliğin ya da rektörlüğün omuzlarına bırakmak haksızlık olur. Bu şehirde başta BATSO olmak üzere, MÜSİAD, ASKON, Esnaf ve Sanatkârlar Odası gibi çok güçlü sivil toplum kuruluşlarımız ve hayırsever iş insanlarımız var.
Açıkça çağrı yapıyorum: Bundan sonra Batman’da yapılacak olan tüm STK başkanlık seçimlerinde, adayların en büyük ve en mutlak gündemi Batman Üniversitesi olmalıdır! Koltuğa talip olan her başkan adayının, bu şehrin kalbi olan üniversite gençliği için askıda burs, ulaşım bursu ve yemek kartları gibi somut, ayakları yere basan vizyoner vaatleri bulunmak zorundadır. Sivil toplum liderliği sadece tabeladan ibaret değildir; şehrin geleceğine sahip çıkmaktır.
Her yıl binlerce öğrenciye karşılıksız burs sağlayan Nasıroğlu Ailesi’nin o güçlü eğitim vizyonunu kendimize rehber edinmeliyiz... Onların açtığı bu asil yoldan yürüyerek, Batman Üniversitesi'ni tercih eden hem başarılı hem de ihtiyaç sahibi öğrenciler için acilen yeni burs alanları oluşturmalıyız.
Tam da bu noktada, gözümüzün bebeği olan ve yakın zamanda Ankara’da kurulan Batman Vakfı’na (BAVA) çok tarihi bir görev düşüyor. BAVA, Ankara ve İstanbul gibi büyükşehirlerde okuyan Batmanlı evlatlarımıza can suyu olduğu gibi; yönünü Batman’a çevirmiş, bu şehirde okumayı tercih ederek bize misafir gelmiş üniversite öğrencileri için de mutlaka özel bir burs kontenjanı ayırmalıdır.
Üstelik burada çok kritik bir zihniyet değişimine ihtiyacımız var: Burs verirken "Batmanlı öğrenciler" ve "Dışarıdan gelen öğrenciler" ayrımını tamamen ortadan kaldırmalıyız. Kendi evlatlarımıza sahip çıktığımız gibi, Batman’a misafir olarak gelen evlatlarımıza da aynı şefkatle burs vermeliyiz.
Ancak bu sayede Batman Üniversitesi’nin ve şehrimizin gerçek anlamda "eğitim dostu bir şehir" olduğunu tüm Türkiye’ye kanıtlayabiliriz. Vakfımızın, hayırseverlerimizin, kamu kurumlarımızın ve STK'larımızın bu kapsayıcı duruşu, bundan sonra Batman’ı tercih etmeyi düşünen tüm üniversite adayı gençleri cesaretlendirecek en büyük referans olacaktır.
Sadece Yemek Değil: Eğitime Kesintisiz Ulaşım
İş birliği masası kurulduğunda, bu vizyoner hamleler sadece yemekle de sınırlı kalmamalı, gençlerin hayatına dokunan diğer hayati alanlara da yayılmalıdır. Bu noktada ilk adım, yurtta kalan öğrencilerin kampüse erişimini kolaylaştıracak, ceplerini rahatlatacak organize ulaşım bursları olmalıdır. Şehir içi taşıma dinamikleriyle yapılacak ortak projeler, öğrencilerin omzundaki bu ağır mali yükü hafifletecektir.
"Naylon Staj" Prangası ve Vicdani Sorumluluk
Gençlerin en büyük kâbusu olan staj yeri problemi ise Organize Sanayi Bölgelerimizdeki (OSB) kamu ve özel sektör işletmelerinin üniversiteyle resmi protokoller imzalayıp kesin staj garantisi vermesiyle çözülmelidir.
Burada acı bir gerçeği de konuşmak zorundayız: Birçok iş yerimiz, öğrencilere staj maaşı bütçesi ayırmadığı için evlatlarımız ne yazık ki "naylon staj" yapmak zorunda kalıyor, geleceğe dair mesleki umutlarını daha yolun başında kaybediyorlar.
Anne ve babalarının birer kutsal emaneti olarak bu şehre gelen ya da zaten bu şehirde yaşayıp kendi memleketinde üniversite okuyan bu gençlere hakkıyla staj yaptırmamak, onlara istihdam alanı açmamak; hem vicdani bir vebaldir hem de bu şehrin ekmeğini yiyen her bir paydaşın kaçamayacağı en asil sorumluluktur.
Kampüsü Geleceğin AR-GE Merkezine Dönüştürmek
Bu sosyal adımların teknik ve akademik altyapıyla taçlandırılması da sanayicilerimizin elindedir. Batman'ın güçlü sektör temsilcileri, üniversitenin laboratuvar ve atölyelerini modernize etmek için kapsamlı cihaz ve ekipman desteği sağlamalı, buraları geleceğin üretim üslerine dönüştürmelidir. Kampüse yapılacak her teknolojik yatırım, doğrudan Batman sanayisine kalifiye güç olarak geri dönecektir.
Son Söz Niyetine...
Unutmayalım ki, bu şehirde okuyan her bir genç yarın kendi memleketine döndüğünde ya Batman’ın fahri birer kültür elçisi olacak ya da bu şehirde aç kalmış, yalnız bırakılmış kırık bir kalple ayrılacak.
Gelin; başta Valiliğimiz olmak üzere, yeni kurulan vakfımızla, belediyemizle, kamu kurumlarımızla, sanayicimizle, STK'larımızla el ele verelim; bu toprakların bağrındaki misafir evlatlarımızı yarının liderleri olarak el birliğiyle büyütelim.
Çünkü gençlik bize emanettir, emanete sahip çıkmak ise bu şehrin şeref sözüdür.
Kalın sağlıcakla,