Beton binaların, hızla akan trafiğin ve dijital ekranların esir aldığı modern şehir hayatında, çocukların ruhuna üfleyecek sığınaklara ihtiyacımız var.
Onların hayal güçlerini özgür bırakacak mekânlar hayati önem taşıyor.
Geçtiğimiz günlerde gazeteci kardeşim Ata Altunkaynak ile birlikte henüz 4 ay önce kapılarını açan Batman Bebek ve Çocuk Kütüphanesi’ni bizzat yerinde ziyaret ettik.
Saha gazeteciliğinin, şehrin kılcal damarlarına dokunmanın ve bu tür sosyal alanları bizzat yerinde deneyimlemenin ne kadar hayati olduğunu bu ziyarette bir kez daha derinden hissettik.
Çünkü masa başında oturarak şehri anlamak mümkün değildir; şehrin geleceğini, çocukların gözlerindeki o parıltıyı ve oradaki kurumsal emeği yerinde solumak gerekir. İşte bu yüzden bu ziyareti yapmanın, sahaya inmenin ve oradaki ruhu kamuoyuna aktarmanın vicdani bir görev olduğuna inanıyoruz.
Bu muazzam konsepti, "Bahçesiz kütüphane olmaz" vizyonuyla hareket ederek çocukların yeşille ve oyunla büyümesini sağlayacak şekilde Batman’a kazandıran Valimiz Sayın Ekrem Canalp’a şehrin geleceği adına yürekten bir teşekkürü borç biliyorum. Çünkü bir şehre sadece yollar, köprüler, devasa binalar yapmak yetmez; o şehrin geleceğini yeşertecek kalplere de dokunmak gerekir.

Çocukluğumuzun Hasreti ve Mahallelerimize Çağrı
Çocukluk, insanın anavatanıdır. Bizler kendi çocukluğumuzda böyle imkânlara hasrettik; sokak aralarında, tozlu yollarda kendi dünyamızı kurmaya çalışırdık.
Bugünün Batmanlı çocukları ise bu modern merkez sayesinde çok şanslı bir kuşak olarak yetişiyor. Burası sadece kitapların raflarda dizildiği soğuk bir kamu binası değil; çocukların içindeki enerjiyi, sanatı, müziği ve felsefeyi dışarı çıkaran capcanlı bir organizma.
Açıldığı günden bu yana binlerce evladımıza ev sahipliği yapan bu konsept, sadece tek bir mahalleyle sınırlı kalmamalıdır. Batman’ın dört bir yanına, her mahallesine bu tohumlar serpilmeli, bu kütüphaneler şehrin kılcal damarlarına yayılmalıdır.
Şehrin tüm dinamiklerine, sivil toplum kuruluşu temsilcilerine ve yerel yöneticilerine buradan açık bir çağrıda bulunuyorum: Lütfen bu yuvanın sunduğu imkânları yerinde görün, bu ruhu soluyun ki insana ve geleceğe yapılan yatırımın somut karşılığına kendi gözlerinizle şahit olun. Bu muazzam konsepti Batman geneline yaymak için hep birlikte omuz verelim.

Bir Kurumsal Sevda ve Sıddık Türker'in Gönüllü Rehberliği
Ziyaretimiz sırasında kütüphanenin her bir köşesini bizlere büyük bir heyecan ve titizlikle gezdiren Sıddık Türker, bu güzel mekânın arka planındaki kurumsal emeği de gözler önüne serdi.
Sıddık Bey, İl Kültür ve Turizm Müdürü İhsan Aslan’ın bu kütüphaneye adeta titrediğini, buraya çok özel bir önem atfettiğini aktardı.
Aynı zamanda Batman’a böylesine kalıcı ve vizyoner bir eser kazandırdıkları için tüm devlet yetkililerine personeller adına kalbi bir şükran borçlu olduklarını ifade etti.
Gerçekten de, en üst kademeden sahada görev yapan personeline kadar herkesin burayı bir devlet dairesi gibi değil, bir yuva gibi sahiplenmesi kütüphanenin başarısındaki en büyük sır olarak karşımıza çıkıyor.

Sığınaktaki Renkler ve Travmaların Sanatla Şifası
Burası sadece bir eğitim alanı değil, aynı zamanda toplumsal bir rehabilitasyon merkezi niteliği taşıyor. Pandemi döneminin getirdiği eve kapanmalar ve ardından yaşadığımız derin deprem travmaları, en çok o minik kalplerde kırılmalar yaratmıştı.
Kütüphane bünyesindeki resim ve müzik atölyeleri, çocukların el becerilerini geliştirirken aynı zamanda ruhsal olarak rahatlamalarını, iç dünyalarındaki korkuları dışarı aktarmalarını sağlıyor. İşte tam bu noktada, çocukların ruhuna bir ressam hassasiyetiyle dokunan, adeta saklı kalmış yeteneklerin kâşifi olan Resim Öğretmenimiz Ruken Hoca devreye giriyor.
Ruken Hocamızla atölyede sohbet ederken, onun çocukların gözlerinin içine bakarak kurduğu o sevgi bağını ve kütüphaneyi aslında nasıl bir "şifa evine" dönüştürdüğünü bizzat müşahede ettik. Onun sadece teknik bir eğitim vermediğini, her bir çocuğun içindeki o bastırılmış sanatsal cevheri sabırla, sevgiyle ve adeta bir anne şefkatiyle ortaya çıkardığını görmek Batman adına gurur verici.
Ruken Hoca’nın Kadın Sığınma Evi'nde ders verdiği döneme ait anlattığı şu hikâye ise onun mesleğine olan sarsılmaz inancının en net kanıtıydı:
Göğüs kanseriyle mücadele eden acılı bir annenin ağlayarak derdini anlattığı sırada, yanı başındaki minik evladı ailesinde ve sığınma evinde hissettiği tüm o travmatik zorlukları, annesinin sesini duymadan, tamamen Ruken Hocasının ona açtığı o güvenli alanda, kendi iç dünyasına dönerek tuvale yansıtıyordu. Acı, yetenekli bir öğretmenin rehberliğinde şifaya dönüşüyordu.
Buradan yetkililere sesleniyorum; kadın sığınma evlerindeki ve çocuk esirgeme yurtlarındaki evlatlarımızın düzenli olarak bu kütüphaneye taşınması ya da Ruken Hocamız gibi vizyoner ve fedakâr sanat elçilerimizin o kurumlarda özel atölyeler düzenleyerek yeni fidanların içindeki sanatı canlandırması Batman için vicdani bir zorunluluktur.

Kırşehirli Kezban Öğretmen'in Ak Tuvaldeki Mucizesi
Kütüphanenin sunduğu bu iyileştirici güç, sadece çocukları değil, hayatın yükünü omuzlarında taşıyan büyükleri de sarıp sarmalıyor. Bunun en somut ve en duygusal örneği, atölyede yolları kesişen 65 yaşındaki Kırşehirli emekli sınıf öğretmenimiz Kezban Hoca.
Biri tıp, biri hukuk, biri makine mühendisi olan üç pırıl pırıl evlat yetiştirmiş bu fedakâr öğretmenimiz, büyük bir hayat mücadelesi veriyor. Beyin sapına pıhtı atması sonucu yatalak kalan eşinin bakımı ve yaşadığı ağır stres nedeniyle derin bir boşluğa düşmek üzereyken, aradığı şifayı çocukların cıvıl cıvıl dünyasında, bu kütüphanede bulmuş.
Amatör bir ruhla başladığı, o ak tuval üzerine çizdiği resimlerle adeta hayata yeniden tutunan Kezban Öğretmen, gözyaşları içinde bize içini döktü.
Eğer evde kalsaydı derin bir boşluğa düşeceğini belirterek, kendi durumunda olan insanların asla eve kapanmaması gerektiğini vurguladı. Evdeki negatif enerji bulutlarını bu tür sosyal etkinliklerle pozitif enerjiye dönüştürerek hastalarına yansıtmalarının ne kadar hayati olduğunu söyledi.
İçindeki çocuksu ruhu bebek ve çocuk kütüphanesinde yeniden bulan Kezban Hoca’nın, Ruken Hoca’ya sarılarak "Bizi lütfen bırakma" diye haykırması, bu merkezin taştan ve betondan değil, saf duygulardan inşa edildiğinin en net kanıtıydı.
Ruken Hoca'nın Batman’da yaktığı bu sanat meşalesi, daha nice sessiz çığlığın rengi, nice yorgun ruhun sığınağı ve nice geleceğin sanatçısının ilk adımı olmaya devam edecektir.

Arı Kovanı Gibi Çalışan Bir Kültür Kompleksi
Kütüphanenin henüz 4 ay gibi kısa bir sürede ulaştığı istatistikler ve sunduğu imkânlar, Batman halkının bu tür vizyoner alanlara ne kadar ihtiyaç duyduğunu açıkça gözler önüne seriyor. Sosyal medyada kısa sürede ulaşılan 6 bin 570 takipçi sayısı, bu ilginin dijital alandaki tescili niteliğinde.
Geniş bir yaş aralığına sahip olan kütüphane, kapılarını açtığı 3 yaşındaki ilk adım çocuklarından, 16 yaşındaki genç fidanlarımıza kadar çok geniş bir aralığa hitap ediyor.
Merkezde, küçük yaş grupları için hayal dünyalarını zenginleştiren rengârenk bir masal odası, enerjilerini ve motor becerilerini geliştiren bir oyun odası ve çocukların neşeyle koşturduğu dev bir top havuzu yer alıyor.
Daha ileri yaş grupları için ise ilkokul öğrencilerine özel kitap okuma salonu ile ortaokul öğrencilerinin ders çalışıp kaynak tarayabileceği bir araştırma salonu bulunuyor. Bu salonlar her gün ful kapasiteyle adeta bir arı kovanı gibi çalışıyor.
Çocukların enerjilerini attığı tırmanma duvarından, çizgi film ve animasyonların sabırsızlıkla beklendiği cep sinemasına, tiyatro alanından müzik enstrümanlarıyla dolu sanat atölyelerine kadar her şey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.
Okul öncesi öğrencilerin otomasyon sistemiyle randevu alarak geldiği kütüphaneyi günde ortalama 350 öğrenci ziyaret ederken, ebeveynleriyle birlikte gelen aile sayısı günlük ortalama 55'i buluyor. Nitekim ziyaretimiz esnasında Sevgi Anaokulu öğrencilerinin top havuzundaki neşeli hallerini izlemek, kütüphanenin amacına ulaştığını hissettiren harika bir andı.

Batman İçin Bir Sosyal Sorumluluk ve Lobi Çağrısı
Bu muazzam kütüphane, sadece şanslı çocukların uğrak noktası olan bir mekân olarak kalmamalı; Batman’daki tüm dezavantajlı evlatlarımızın hayatını değiştirecek bir sosyal sorumluluk projesinin merkez üssü haline gelmelidir.
Kadın sığınma evlerindeki annelerin gölgesinde büyüyen kırık kalpler, Çocuk Esirgeme Yurtlarındaki kimsesiz fidanlar bu şefkat yuvasının şifasından mahrum bırakılmamalıdır. Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ile İl Kültür Müdürlüğümüz el ele vererek, bu kurumlardaki çocuklarımızı düzenli olarak bu kütüphaneye taşımalı, buradaki sanatsal ve ruhsal rehabilitasyon imkanlarını onların da ayağına götürmelidir.
Aynı şekilde, kütüphanenin o minik hayatlara dokunurken tökezlememesi için fiziki eksikliklerin de ivedilikle giderilmesi şarttır. Otizmli ve bedensel engelli çocuklarımızın üst katlardaki atölyelere güvenle ulaşabilmesi için asansördeki bürokratik ruhsat engeli acilen aşılmalı ve o "yeşil etiket" oraya asılarak asansör hizmete sunulmalıdır.
Merdiven boşluklarına gerilecek bir güvenlik filesi ve basamaklara yapıştırılacak kaymaz bantlar, belki de telafisi imkânsız kazaların önüne geçecektir. Kütüphanede 3 yaşındaki evladıyla vakit geçiren bir babanın dile getirdiği gibi, velilerin telefon uyumlu dijital bir randevu otomasyon sistemine kavuşması da harika bir dokunuş olacaktır. Yerel basın olarak bizler, bu eksikliklerin giderilmesinin sonuna kadar takipçisi olacağız.

Valimiz Ekrem Canalp’a Hem Davet Hem Teşekkür
Son sözümüzü, "Bahçesiz kütüphane olmaz" vizyonuyla bu harika eserin Batman’a kazandırılmasında en büyük pay sahibi olan, şehrin sosyal dokusuna her fırsatta dokunan Valimiz Sayın Ekrem Canalp’a ayırmak istiyoruz.
Sayın Valim; Batman’ın çocuklarına, Kezban Öğretmen gibi hayata yeniden tutunmaya çalışan büyüklerine, Ruken Hoca gibi sanata can veren fedakâr eğitimcilerine ve bu şehirde sessiz sedasız yükselen o muazzam ruhsal devrime yaptığınız bu büyük yatırım için şehrimiz adına size yürekten teşekkür ediyoruz.
Zaten ziyaret programınızda olduğunu bildiğimiz bu kütüphaneyi, sizlerden ricamız daha erken bir vakte alarak şereflendirmenizdir. Önümüzdeki yaz döneminde çocukların okul stresinden uzaklaşıp burayı tam kapasiteyle dolduracağını öngörerek; asansörden merdiven filesine kadar olan o küçük eksikliklerin yaz sezonu başlamadan, tamamen tamamlanmış bir şekilde evlatlarımızın istifadesine sunulmasını sağlamanız şehrimize büyük bir güç verecektir.
Zat-ı alinizin bir devlet adamının vizyonu ve bir babanın şefkatiyle oraya gerçekleştireceği bu kıymetli ziyaret, çocukların cıvıltılarına ortak olmanız ve eksiklikleri yerinde talimatlandırarak çözmeniz bu devasa eseri tamamen kusursuz kılacaktır.
Çocukların güldüğü, engellerin aşıldığı bir Batman, sizin öncülüğünüzde çok daha güzel yarınlara yürüyecektir.
Kalın sağlıcakla,